Baharda siyah noktalara Dr. C. Tuna Charcoal serisi


Baharda siyah noktalara Dr. C. Tuna Charcoal serisi ile veda edin…

@farmasiofficial @farmasicosmetics #cahrcoal #drctuna #siyahnokta #farmasi #beauty #love #fashion #moda #makeup #makyaj #bakım #age #antiaging

FARMASİ ŞUBAT 2019 KATALOĞU


farmasi-subat-katalogu-2019.pdf

MELEK YATIRIMCI HASAN ASLANOBA “HiBi MARKET”(incir.a.ş) E-TİCARET SİTEMİZE DESTEK OLMUŞTUR.


Güzel bir haber ile sizleri bilgilendirmek isterim.
İNCİR A.Ş’YE YATIRIMCI DESTEK OLAN HASAN ASLANOBA BEY, AYNI ZAMANDA HiBi MARKET E-TİCARET SİTEMİZEDE DESTEK OLMUŞTUR.
E-TİCARETİN GELECEĞİNDE İNCİR.A.Ş İLE BİRLİKTE ÇOK GÜÇLÜ OLACAĞIZ.
Herşeyde indirim Bizim işimiz (HiBİ)
http://www.hibimarket.com

20140613-213120-77480729.jpg

20140613-213120-77480108.jpg

20140613-213120-77480937.jpg

20140613-213120-77480332.jpg

20140613-213121-77481370.jpg

20140613-213120-77480532.jpg

20140613-213119-77479898.jpg

20140613-213121-77481154.jpg

20140613-213121-77481849.jpg

20140613-213121-77481621.jpg

20140613-213122-77482578.jpg

20140613-213122-77482238.jpg

20140613-213122-77482850.jpg

20140613-213123-77483087.jpg

20140613-213123-77483336.jpg

20140613-213123-77483589.jpg

20140613-213124-77484554.jpg

20140613-213126-77486210.jpg

20140613-213124-77484123.jpg

20140613-213123-77483917.jpg

20140613-213126-77486504.jpg

20140613-213124-77484332.jpg

E-ticaret Dünyasının Y Kuşağı


Resim

“Tüketici davranışları ve alışkanlıklarının ayrıntılı bilgisi başarılı bir işin anahtarıdır. Eğer söz konusu hedef grup Y Kuşağı ise, bu kuşağın teknolojiye, online dünyaya ve e-ticarete olan düşkünlükleri ve farklı özellikteki yaşam tarzları bu alanlardaki dinamiklerin belirleyicisi olmuştur.”

Mateusz Gordon, Gemius E-ticaret Uzmanı

1980 ve 1990′ların ortaları arasında dünyaya gelen kişiler Y Kuşağı olarak adlandırılır. Kimileri bu gruba birkaç yıl daha genç kişileri de dahil eder. Daha derin bakıldığında, bu kuşağın hızlı tüketim ürünleri (FMCG) ve hizmet sektörü için güçlü bir hedef grup olduğu ortaya çıkıyor. Böylelikle dikkatler bu kuşağın alışkanlıkları, yaşam tarzları ve özellikle alışverişteki tercihleri üzerine yoğunlaşıyor.

İstenilen ama bilinmeyen bir kuşak

1980 ve 1995 arasında doğanlar, öncekilerden daha fazla teknoloji meraklısı. Eğlence ve materyale olan düşkünlükleri, yeni teknoloji kullanımına ve iş alanındaki kilit trendleri yakalamaya olan eğilimleri, genç ve dinamik olan bu kuşağın en temel özelliklerinden bazıları.

Bu kuşağa ait özellikler genellikle İK bağlamında -işverene olan sadakat, ödül ve çıkarların önemi, istihdam esnekliği ve kariyer geliştirme fırsatları gibi faktörlerle- analiz ediliyorsa da bu faktörler günlük satın alma kararları ve genel yaşam tarzlarında güçlü belirleyiciler olarak karşımıza çıkıyor. Y Kuşağı’nda kişisel hayatıyla işveren gereksinimlerinin bağdaşmadığını düşünen yüzde 71′in dışında, geri kalan yüzde 39 da çalışma saatlerinde yapılacak bir azaltma için hızlı terfi ya da ödüllendirmelerden vazgeçebiliyor.

Y Kuşağı’nın satın alma potansiyeli çok büyük. Aktif eğlence ve iş hayatı dengesi üzerine odaklanan bu kuşak, aynı zamanda mükemmel bir tüketici grubu. Sanal dünyayla hayli meşgul olan Y Kuşağı, internet ve online medyanın tadını birçok farklı araç ile çıkarıyor. İnternet kullanıcısı olan Y Kuşağı’nın bu özelliği de üzerinde durulmaya değer. Özellikle alışveriş ve satın alma alışkanlıkları, ekonomik güvence ve birikime olan ilgileri kesinlikle göz önünde bulundurulmalı; aynı durum e-ticaret için de geçerli. Kuşağın hevesle kullandığı bu kanalın büyüklüğü ve bu kuşak için sahip olduğu potansiyel de dikkat çekici.

Online finans

İnternet, finansal kurumlar tarafından sunulan hizmetler açısından bir bilgi toplama aracı haline gelmiş durumda. Ancak kişiler daha çok kendi varlıklarını yönetmek -örneğin banka hesaplarını kontrol etmek- için kullanıyor. Gemius’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre finansal ürünler için internet bir numaralı kaynak olarak öne çıkıyor. Oranlar 18-24 yaş arasında yüzde 54, 25-34 yaş arasında yüzde 51 şeklinde dağılıyor. Bu da bize genç internet kullanıcılarının en çok bankaların ve diğer mali kurumların web sitelerini ziyaret ettiğini gösteriyor. Bu da finansal portallar ve internet şubelerine olan ilgiyi kanıtlıyor. 18-24 yaş grubunda yüzde 32 ve 25-34 yaş grubunda yüzde 40 ile gerçek banka şubeleri favori bilgi kaynağı olarak görülmüyor. Aynı durum geleneksel medya için de geçerli. TV için oranlar bu yaş grupları için sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 33; gazete ve radyo için ise iki grup için de oranlar sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 14 olarak karşımıza çıkıyor. Bazen bilgi kaynağı aile ve arkadaşlar olabiliyor. Örneğin tavsiye ile hareket edenlerin oranı, araştırmaya dahil olan yaş grupları için sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 23 şeklinde.

Y Kuşağı, online bankacılık işlemlerini kullanmaktan yana. Oranlar 18-24 yaş aralığında yüzde 73 iken, 25-34 yaş aralığında yüzde 80′lere kadar çıkıyor. Kuşak bu kanal üzerinden, sırasıyla en çok hesap bakiyelerini kontrol ediyor, hesap özetlerini inceliyor, para transferleri yapıyor ve son olarak kontör yüklüyor.
Finansal kurumlar ve bankalar açısından bakıldığında, bir başka önemli husus olarak genç nüfusun yüzde 35 kadarının arama motoruna ilgili kelimeleri ya da reklamlarda gördükleri www adresini yazarak teklifler araştırdığı ortaya çıkıyor. Bu durum, bir ürünün online varlığı ve ulaşılabilirliğinin tüketici ilgisini, tüketici etkileşimine dönüştürdüğü enteresan bir trend.

Y Kuşağı ve e-ticaret

Analiz edilen tüketici grubu, yani Y Kuşağı, e-ticaret trendine tamamen uyuyor. Polonya’da bu pazar bir yılda yüzde 25 oranında kazanımla patlama yaşıyor. E-ticaretin artan değeri çoğunlukla bu grupta görülen tüketici davranış kalıplarına bağlanıyor. Bu grup, hem önemli satın alma potansiyeline sahip hem de online satın alma kuralları ve işlemleri hakkında bilgi sahibi; en önemlisi de mobil cihazlara fazlasıyla meraklı.
Gemius’un yaptığı araştırmaya göre, alışveriş ve tüketim tutkusu üzerinde en büyük belirleyici müşterinin ekonomik seviyesi. Seviye yükseldikçe, genel olarak -online da dahil olmak üzere- alışverişe karşı daha olumlu bir tutum sergileniyor. Yine de internet kullanıcıları tarafından bildirildiği gibi e-ticaret kanallarını seçenler için en önemli kriter düşük fiyatlar: 20-24 ve 25-34 yaş gruplarında yüzde 84. Bunun yanı sıra zaman tasarrufu ve alışveriş konforu (sırasıyla yüzde 67 ve yüzde 69) ve ücretsiz teslimat (yüzde 35 ve yüzde 41) da bu tercihte önemli rol oynuyor.

Aynı zamanda benzer argümanlar Y Kuşağı tüketicilerini daha çok online alışveriş yapmaya yöneltebilir. Düşük fiyatlar 25-34 yaş grubundakilerin yüzde 21′ini ve 25-34 yaş grubundakilerin yüzde 17′sini teşvik ediyor. Ama şunu bilmek gerekir ki teslimat maliyeti daha düşük olsaydı bu iki grup da yüzde 20 daha yüksek oranla online alışveriş yapardı. Bu yüzden her şeyden önce, e-alışveriş harcamalarını arttıran en etkili faktör daha iyi ekonomik durum olarak göze çarpıyor; sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 29.

Gemius’un araştırmasına katılan tüketiciler doğal olarak her türlü promosyon ya da her çeşit online tekliften yararlanmakta fazlasıyla istekliydi. Peki bu konuda onları en çok çekiyor? Birincisi ve en önemlisi, düzenli promosyonlar ve satış (20-24 yaş grubunda yüzde 79 ve 25-34 yaş grubunda yüzde 73), ürün setleri için özel fiyat teklifleri (sırasıyla yüzde 36 ve yüzde 48), ‘3 al 2 öde’ tipi promosyonlar (yüzde 42 ve yüzde 46), Sevgililer Günü gibi özel günlerde ve sezonlarda sunulan promosyonlar (yüzde 24 ve yüzde 25) gibi faktörler Y Kuşağı tüketicilerini e-ticarete en çok çeken olgular olarak görünüyor. Bunların arasında, 15-19 yaş arası gençleri en çok ‘3 al 2 öde’ tipi promosyonların çektiğini belirtmekte yarar var.

Şirketlerin kârlılığı müşteri segmentasyonundan geçiyor

Y Kuşağı’na yönelik pazarlama ve satış faaliyetlerini planlarken, belirli bir sektöre eğilimi olan kullanıcının yaş grubunu belirlemek faydalı olabilir. Örneğin Y Kuşağı temsilcilerinin sigorta şirketleri için taşıdıkları potansiyel çok büyük. Bu potansiyeli en etkili biçimde dönüştürmek için şirketler müşterilerini sosyal özelliklerine veya eğitim durumlarına göre segmentlere ayırmalı. Çünkü bu segmentasyon ileride şirketler için daha fazla kâr anlamına geliyor. Giyim perakendecileri incelendiğinde ise durum biraz farklı. Gençler arasında en popüleri bu e-mağazalar olarak görünüyor. Bu siteleri ziyaret eden gençler artık daha fazla satın almaya ikna edilmeli. Kırtasiye ürünlerinde ise durum daha farklı. Gençler bu ürünlere ancak okul dönemlerinde ihtiyaç duyuyor. Bu dönemlerin sonrasında renkli defter ve kalem tekliflerine devam eden mağazaların bu tüketici grubuna her şeylerini yatırmaktan ziyade onlarla iyi ilişkilerini elde tutmaya odaklanmaları daha yararlı olacaktır.

Bu yazı Gemius katkılarıyla hazırlanmıştır. – Kaynak : eticaretmag.com

Türk E-ticareti: Araba Devrilince Yol Gösteren Çok Olur


Türk E-ticareti: Araba Devrilince Yol Gösteren Çok Olur.

Araba devrilince yol gösteren çok olur” derler. İşler yolunda giderken (ya da öyle gözükürken) kimse sesini çıkarmaz ama teker dönmediğinde, vites kırıldığında ya da çamura saplandığınızda herkes uzman olur, herkes yol gösterir.

Türk e-ticaretini bir arabaya benzetelim. Yeni sayılabilecek bir araba. Boş bir yolda ilerliyor, son zamanlarda sürekli bir hızlanma halinde. Tekerlekler yeni, süspansiyonlar sağlam. Ama silecekler çalışmıyor sanki. Yüksek hıza çıkarken ise direksiyonda hafif bir titreme oluyor. Sanki bir de hız göstergesi doğru hızı göstermiyor ve bu durum bazılarının hoşuna gidiyor.

Araba devrilmeden yol göstermek değil ama Türk e-ticaretinde konuşulmayan ne varsa konuşalım, biraz yaramazlık yapalım istiyoruz. Geçtiğimiz birkaç ayda birkaç tane birden e-ticaret şirketinin kapanmış olması da bahanemiz olsun.

Her bölümünün ayrı ayrı ve daha da detaylı ele alınması gerektiği, moral bozucu bir yazı olabilir. Emniyet kemerinizi takın lütfen.

  1. Türk insanının ekonomik durumu ve online alışveriş alışkanlıkları
  2. Türk e-ticaretinde şişirilen rakamlar
  3. Kapanan Türk e-ticaret şirketleri
  4. Türk e-ticaret “egosistemi” ve içi boşaltılan “girişimcilik” kavramı

Türk insanının ekonomik durumu ve online alışveriş alışkanlıkları

Sektörün sağlıklı bir şekilde büyümesi için çok basit olan gelir gider dengesinin gelir (yani satış) lehine olması gerekiyor. Bunun için de tüketicilerin internetten daha fazla alışveriş yapması ve böylece satıcıların daha fazla kazanması lazım (karlı satış ile beraber).

Şimdi sürekli birbirimizin kafasını okşadığımız o ufak sektörel görüşmelerden sıyrılıp dışarıya kulak kabartalım: İnternetten alışveriş hala güvenli değilinternetten satış yapmak karlı değil ve tabi internetten alışveriş yalnızca ucuz ise yapılır.

TÜİK’in Şubat 2013′te yayınladığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması‘na göre tüketicilerin ucuz ürün tüketme oranı 2011 yılında yüzde 55,7 iken, 2012 yılında yüzde 56,5′ya yükselmiş. Ayrıca borçlanmada yüzde 32,3′ten yüzde 36,7′ye artış yaşanmış ve tasarruf yapabilmede ise yüzde 26′dan yüzde 24,7′ye gerileme olmuş.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla rakamlarına bakıldığında ise 2011 yılında yüzde 8,5 büyüyen Türkiye, 2012′nin ilk üç çeyreğinde yalnızca yüzde 2,6 büyüyebilmiş durumda. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in beklentisi ise yüzde 4 civarındaydı. Son olarak Haziran 2012 itibarıyla kişi başına düşen milli gelir bir yıl öncesine göre 280 dolar azalışla yıllık 10 bin 223 dolar civarında. Yani 1 yıl öncesine kıyasla daha fakiriz.

Yine TÜİK’in bir başka anketine göre tüketicilerin yüzde 77′si ihtiyaç duymadıklarından, yüzde 33′ü fiziksel mağazayı tercih ettiklerinden ve yüzde 28′i de güvenmediklerinden dolayı internetten alışveriş yapmıyor.

Yani Türkiye’de yaşayan tüketicinin ekonomik anlamda çok rahat bir durumda olmadığını ve online alışveriş sitelerinin tüketicileri henüz tam anlamıyla ikna edemediğini anlıyoruz.

Birkaç rakam daha var.

MasterCard Türkiye için Yöntem Araştırma tarafından yapılan MasterIndex E-ticaret Araştırması Aralık 2012 verilerine göre tüketicilerin yüzde 85′i henüz hiç online alışveriş yapmamış durumda. “Neden internetten alışveriş yapmıyorsunuz?” sorusuna yüzde 65 ile “ürün kalitesini görmeden almak istemiyorum” ve yüzde 39 ile “kişisel belgelerin paylaşımı güvensiz” cevabı gelirken, “neden internetten alışveriş yapıyorsunuz?” sorusuna ise yüzde 47 ile “fiyatlar avantajlı” cevabı gelmiş.

Yani internetten alışveriş zayıf bir deneyim sağlıyor, güvenli değil ve ancak ucuz olduğunda mantıklı!

Başka bir şekilde bakalım: E-ticaret şirketi sahipleri henüz alışveriş yapmamış olan sonraki 1 milyon kişiyi arıyorlar ancak bu kişiler geçtiğimiz seneye göre daha fakir ve internetten alışveriş yapmak onlar için cazip değil.

Yazının Başına Dön


Türk e-ticaretinde şişirilen rakamlar

Türkiye’de içinde teknolojinin yer aldığı herhangi bir iş kolunun (ve aslında teknolojinin olmadığı birçok alanın da) yurt dışındaki örneklere kıyasla geriden gelmesine şaşırmamız komik olur. Türkiye hala gelişmekte olan bir ülke. Hala el yordamıyla hareket ediliyor, hala günlük iş hallediliyor (“hallederiz” vs “bir yolunu buluruz”). Uzun vadede takdir edilmek adına kimsenin kısa vadede acı çekmeye (sistem kurmak, ölçüm yapmak, veriler üzerinden organizasyon geliştirmek) veya dürüst davranarak ciddiye alınmamaya (“yatırım alamadı” vs “bu sene büyüyemedi”) tahammülü yok.

Sektörün uzmanlarının son zamanlarda bayıldığı bir mevzudan bahsedeceğim. Geçtiğimiz yılın son aylarına kadar Türk e-ticaretinin hacminden bahsedildiğinde aslında bu hacmin “internetten kartla yapılan ödemeler” olduğu ve ama bunun gerçek e-ticaret verisi olmadığı kimse tarafından dillendirilemiyordu. Çünkü sektörün büyümeye ve hatta pohpohlanmaya ihtiyacı vardı. Kimsenin küçük görülmeye, acı çekmeye tahammülü yoktu. Birçok kişi bu suni büyümeden nemalandı ve koltuğunu sağlamlaştırdı.

Bu sonradan ortaya çıkan kartla ödemeler içinde vergi, sigorta, uçak bileti (iş yerinden sanal pos ile) vb gibi bildiğimiz e-ticaretten uzak kalan alanlar da yer alıyor. Şimdi bakın şu işe, ne olduysa geçtiğimiz yılın son kısmında “e-ticaret hacmi”nin adı “internetten kartla yapılan ödemeler” oldu. Yani bütün bir sektör ve bu sektöre uzaktan hayran hayran bakan girişimciler kandırılmıştı.

Acı olan: Gerçek e-ticaret hacminin ne kadar olduğunu hala bilmiyoruz! Ama yakın geçmişte “e-ticaret hacmi 20 milyar TL’ye yaklaştı”, “durun durun, 30,6 milyar TL oldu!” ve “e-ticarette rekor büyüme, yüzde 35!” vs diye konuşurken ve yazarken vücudunuzdaki her kasın gevşemesini hatırlıyorsunuz, değil mi? O zamanlar gerçeklerden bahsedilmedi, şimdi ise herkese gerçeğin o rakam olmadığı, aslında şu rakam olduğu anlatılıyor.

Artık herkes Türk e-ticaret hacminin 30 milyar TL olduğunu sanıyor. Sonra basın açıklaması ile değil de konferanslara çıkılıp “aslında 10 milyar TL” civarında (net rakam hala yok) olduğu söyleniyor. Sektörün bir kısmı ise 3-9 milyar TL arasında bir rakamdan bahsediyor. BCG ve Google’a göre ise rakam 4,4 milyar TL. Biri yalan söylüyor ya da bilgisi olmadan doğruları konuştuğunu iddia ediyor.

Yazının Başına Dön


Kapanan e-ticaret siteleri

Kapanan E-ticaret Siteleri2011 yılı sonunda 2012 yılı için öngörülerde bulunan bütün fikir önderlerinin buluştuğu ortak nokta belli bir kategoriye odaklanan yani dikeyde yer alan e-ticaret sitelerinin büyük çıkış yapacağıydı. Gerçekten yaptılar o çıkışı. Kapandılar. Dikey, yatay, fırsat, özel…

2013 yılı için 2012 yılı sonunda yapılan öngörülerde ise istikrar, yükseliş, yatırım ve hizmet kalitesi kelimeleri öne çıkıyordu. Yani kimse dikeyi ağzına almıyordu.

2012 yılı ortasında Rocket Internet girişimleri ve sonunda Pabbuc ile Kupongezgini, Ocak 2013′te Designlocks, Şubat 2013′te Gurunzi, Mart 2013′te Gimora ve Memurfoni ayakta kalacak kadar satış yapamadıkları için (ve hatta bazıları yatırım almış olmasına rağmen) kapandılar! Bunlar sadece son zamanlardakiler. Geçmişte kapanan ve unutulan birçok e-ticaret şirketi var.

Bunlara ek olarak bazı altyapı sağlayıcıların büyük daralmalar yaşadığını ve maddi açıdan zor durumda olduğunu; adı birçok konferansta başarı hikayesi olarak konuşulagelen bazı e-ticaret sitelerinin zarar etmekten bir türlü kurtulamadığını ve ama can suyu diyebileceğimiz yatırımlarla ayakta kaldığını duyuyoruz.

Bunlar hep bizim bildiklerimiz, sektörde adı bilinen e-ticaret şirketleri. Bir de bilinmeyen ve kapanırken dahi haber olamayanlar var. Peki neden kapanıyorlar? Neden kar edemiyorlar? E-ticarette her şey güllük gülistanlık ise neden herkes mutlu ve zengin değil? Demek ki e-ticaret sektörü sürekli büyümüyor? Peki suçun sadece işbilmez girişimcide olduğunu iddia etmek adil mi?

Bu arabanın benzin göstergesinin yanlış olduğunu, 10 bin bakımını yapma zamanının gelmediğini söyleyebilir misiniz?

Yazının Başına Dön


Türk e-ticaret “egosistemi” ve içi boşaltılan “girişimcilik” kavramı

EgosistemBakmayın sürekli gürültü çıktığına, Türk e-ticaret sektörü ufacık bir gruptan oluşuyor aslında. “Sektör gelişiyor”, “sektör büyüyor” ve tabi bir de “sektörel fayda” diye diye birbirimizin sırtını okşuyoruz. Biri bir ses ettiğinde, diğer birkaçı da ona katılıyor, aslında berikine katılmayan öteki, sesini çıkarmıyor (ya da çıkaramıyor). Sonra ses edenin sesi daha da çok çıkıyor.

Bu arada ne oluyorsa kendine sektörde alan arayan yeni girişimcilere oluyor çünkü onlar da ne duyuyorlarsa onu biliyorlar. Ne araştırma yapacakları kaynakları var, ne gerçekten fayda peşinde koşan (birkaç istisna dışında) sektör büyükleri, ne de doğru düzgün istatistiki veriler. Arzu edilmeyecek bir döngü ve bir yandan da bütün bunlar doğal çünkü sektörde her şey çok yeni. Taşların yerine oturmasının zaman alıyor olması da doğal.

Öte yandan girişimciler de mükemmel değil. E-ticaret ve internetin parlak yüzüyle tanışan girişimci adayları girişkenlik ile girişimciliği birbirine karıştırabiliyor. Secretcv’nin 2012 sonunda yaptığı araştırmaya göre çalışanların yüzde 85′i kendi işini kurmak istiyor ve bu grubun yüzde 22′si gözünü bilişim ve e-ticarete dikmiş durumda. Ancak ücretsiz düzenlenen ve esnafı internetten satış ile tanıştırmayı hedefleyen bir e-ticaret seminerine katılım –yukarıdaki görselde görüldüğü üzere– 7 kişi ile sınırlı kalabiliyor. SMB DigitalScape’in araştırmasına göre de Türkiye’deki KOBİ’ler dijital devrime (devrimlik nesi kaldı, orası da ayrı konu) hiçbir şekilde hazır değil.

Konferanslar, etkinlikler, işin parlak yüzü, her şeyin kolay gibi görünmesi, kimsenin işin ağır yükünden bahsetmemesi ve sürekli başarı hikayelerinin öne çıkarılması, doymak bilmeyen egolar, bilgi eksikliği, araştırmaya ihtiyaç duyulmaması ve girişimciliğin içi boş bir şekilde popüler olması… Belki de bütün bunları açıkça konuşabilmek için iflastan kurtulamayan birkaç e-ticaret şirketine ihtiyacımız vardı.

Yazının Başına Dön


Bu satırlar sektörün büyümesi konusunda gelecekte ayağı yere daha sağlam basan yorum ve analizler yapılabilmesi, her şeyin her zaman iyi gitme zorunluluğu olmadığının ve bir ekosistemin kolayca oluşmadığının farkına varılması, verinin ve ölçümlemenin önemi ve sektörün rakamları ve tabi bir de girişimcileri önemsemesi (ve girişimcilerin de kendilerini geliştirmesi) gerekliliği üzerine yazıldı.

Yazıya yorumlarınız ile katkıda bulunmanız ve yazının öne sürdüğü noktalarda haklılık görüyorsanız bu yazıyı çevrenizle paylaşmanız halinde Türk e-ticaret sektörünün daha objektif ve gerçekçi olabilmesi için küçük ama önemli bir adım atmış olacaksınız.

EticaretMag.com Genel Yayın Yönetmeni. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ile Vrije Universiteit Brussels İşletme Yüksek Lisans mezunu. EticaretMag’in içerik, pazarlama ve iletişim stratejilerinden sorumlu.